Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.
Tevbe 9:78اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ عَلَّامُ الْغُيُوبِۚ • E lem ya'lemu ennallahe ya'lemu sırrehum ve necvahum ve ennallahe allamul guyub. • Meal: Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir. • Kelime kelime: أَلَمْ elem · يَعْلَمُوٓا۟ yea'lemu bilmediler mi ki · أَنَّ enne muhakkak · ٱللَّهَ llahe Allah · يَعْلَمُ yea'lemu bilir · سِرَّهُمْ sirrahum onların sırlarını · وَنَجْوَىٰهُمْ ve necvahum ve gizli konuşmalarını · وَأَنَّ ve enne ve muhakkak · ٱللَّهَ llahe Allah · عَلَّـٰمُ allamu bilendir · ٱلْغُيُوبِ l-guyubi gizlileri • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • نجو (njw) kökü: Kurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek. • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 78. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).