Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 108. Ayet Meali

De ki: "Ey insanlar, işte Rabb'inizden size Hakk geldi. Doğru yolu kabul eden, kendisi için kabul etmiş olur. Sapkınlık eden de kendi aleyhine sapmış olur. Ve ben sizin vekiliniz değilim."

Yunus 10:108 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. De ki: "Ey insanlar, işte Rabb'inizden size Hakk geldi.
Yunus 10:108
قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ • Kul ya eyyuhen nasu kad caekumul hakku min rabbikum, fe men ihteda fe innema yehtedi li nefsih, ve men dalle fe innema yadıllu aleyha, ve ma ene aleykum bi vekil. • Meal: De ki: "Ey insanlar, işte Rabb'inizden size Hakk[1] geldi. Doğru yolu kabul eden, kendisi için kabul etmiş olur. Sapkınlık eden de kendi aleyhine sapmış olur. Ve ben sizin vekiliniz[2] değilim." • Dipnot 1: Doğru yolu gösteren kılavuz. • Dipnot 2: Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلنَّاسُ n-nasu insanlar · قَدْ kad muhakkak · جَآءَكُمُ ca'ekumu size gelmiştir · ٱلْحَقُّ l-hakku hak · مِن min -den · رَّبِّكُمْ ۖ rabbikum Rabbiniz- · فَمَنِ femeni kim · ٱهْتَدَىٰ hteda hidayet bulursa · فَإِنَّمَا feinnema şüphesiz · يَهْتَدِى yehtedi hidayet bulmuştur · لِنَفْسِهِۦ ۖ linefsihi kendi yararına · وَمَن ve men ve kim de · ضَلَّ delle sapıtırsa · فَإِنَّمَا feinnema şüphesiz · يَضِلُّ yedillu sapıtmıştır · عَلَيْهَا ۖ aleyha kendi aleyhine · وَمَآ ve ma değilim · أَنَا۠ ena ben · عَلَيْكُم aleykum sizin üzerinize · بِوَكِيلٍۢ bivekilin bir vekil • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • وكل (wkl) kökü: Güvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak. • Yunus suresi 109 ayettir; bu 108. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).