Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 37. Ayet Meali

Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki Kitapları tasdik eder ve Kitap'ı ayrıntılı olarak açıklar. Alemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir gerçektir.

Yunus 10:37 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir.
Yunus 10:37
وَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۠ • Ve ma kane hazel kur'anu en yuftera min dunillahi ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tafsilel kitabi la reybe fihi min rabbil alemin. • Meal: Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki Kitapları tasdik eder ve Kitap'ı[1] ayrıntılı olarak açıklar. Alemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir gerçektir. • Dipnot 1: Kur'an'daki yasaları, hükümleri. Kitap, yasa, hüküm, kader, yazmak demektir. Bir şeyin kayıt altına alınması, korunması. Allah'ın ilmi. Allah'ın yarattığı aleme koyduğu yasalar (Sunnetullah). Kur'an'ın isimlerinden biri. İçi yazılı olan şey. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · كَانَ kane değildir · هَـٰذَا haza bu · ٱلْقُرْءَانُ l-kuranu Kur'an · أَن en · يُفْتَرَىٰ yuftera uydurulmuş · مِن min · دُونِ duni başkası tarafından · ٱللَّهِ llahi Allah'tandır · وَلَـٰكِن velakin ve ancak · تَصْدِيقَ tesdika doğrulayıcıdır · ٱلَّذِى llezi · بَيْنَ beyne arasındakini · يَدَيْهِ yedeyhi iki eli · وَتَفْصِيلَ ve tefsile ve açıklayıcıdır · ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitab'ı · لَا la · رَيْبَ raybe şüphe yoktur · فِيهِ fihi onda · مِن min · رَّبِّ rabbi Rabbi'ndendir · ٱلْعَـٰلَمِينَ l-aalemine alemlerin • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • قرا (qrA) kökü: Okumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • فصل (fSl) kökü: Bir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm. • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • ريب (ryb) kökü: belirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Yunus suresi 109 ayettir; bu 37. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).