Onlara, Tarafımızdan hakikat geldiği zaman, "Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Yunus 10:76فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُٓوا اِنَّ هٰذَا لَسِحْرٌ مُب۪ينٌ • Fe lemma caehumul hakku min indina kalu inne haza le sıhrun mubin. • Meal: Onlara, Tarafımızdan hakikat[1] geldiği zaman, "Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler. • Dipnot 1: Gerçek, gerçeklik. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · جَآءَهُمُ ca'ehumu onlara gelince · ٱلْحَقُّ l-hakku gerçek · مِنْ min · عِندِنَا indina katımızdan · قَالُوٓا۟ kalu dediler · إِنَّ inne şüphesiz · هَـٰذَا haza bu · لَسِحْرٌۭ lesihrun bir sihirdir · مُّبِينٌۭ mubinun apaçık • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Yunus suresi 109 ayettir; bu 76. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).