Musa: "Size gelen hakikat için, "bu sihirdir" mi diyorsunuz? Oysa sihirbazlar iflah olmazlar." dedi.
Yunus 10:77قَالَ مُوسٰٓى اَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَكُمْۜ اَسِحْرٌ هٰذَاۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُونَ • Kale musa e tekulune lil hakkı lemma caekum, e sıhrun haza, ve la yuflihus sahırun. • Meal: Musa: "Size gelen hakikat için, "bu sihirdir" mi diyorsunuz? Oysa sihirbazlar iflah olmazlar." dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · مُوسَىٰٓ musa Musa · أَتَقُولُونَ etekulune böyle mi diyorsunuz? · لِلْحَقِّ lilhakki gerçek · لَمَّا lemma zaman · جَآءَكُمْ ۖ ca'ekum size geldiği · أَسِحْرٌ esihrun sihir midir? · هَـٰذَا haza bu · وَلَا vela ve · يُفْلِحُ yuflihu kurtuluşa ermezler · ٱلسَّـٰحِرُونَ s-sahirune sihirbazlar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • فلح (flH) kökü: yarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü • Yunus suresi 109 ayettir; bu 77. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).