Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 97. Ayet Meali

Onlara, her türlü ayet gelse bile yine de can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler.

Yunus 10:97 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlara, her türlü ayet gelse bile yine de can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler.
Yunus 10:97
وَلَوْ جَٓاءَتْهُمْ كُلُّ اٰيَةٍ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ • Ve lev caethum kullu ayetin hatta yerevul azabel elim. • Meal: Onlara, her türlü ayet[1] gelse bile yine de can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler. • Dipnot 1: Mucize, kanıt, gösterge. • Kelime kelime: وَلَوْ velev bile · جَآءَتْهُمْ ca'ethum gelse · كُلُّ kullu bütün · ءَايَةٍ ayetin ayetler · حَتَّىٰ hatta kadar · يَرَوُا۟ yeravu görünceye · ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı · ٱلْأَلِيمَ l-elime acıklı • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • الم (Alm) kökü: acı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş • Yunus suresi 109 ayettir; bu 97. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).