İyi bilin ki! Onlar, O'ndan düşmanlıklarını gizlemek için iki büklüm olurlar. Yine iyi bilin ki! Onlar, örtülerine büründükleri zaman, O, neyi gizleyip neyi açığa çıkardıklarını bilir. O, göğüslerde olanı en iyi bilendir.
Hud 11:5اَلَٓا اِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا مِنْهُۜ اَلَا ح۪ينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْۙ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَۚ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ • E la innehum yesnune sudurehum li yestahfu minh, e la hine yestagşune siyabehum ya'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun, innehu alimun bi zatis sudur. • Meal: İyi bilin ki! Onlar, O'ndan düşmanlıklarını gizlemek için iki büklüm olurlar. Yine iyi bilin ki! Onlar, örtülerine büründükleri[1] zaman, O, neyi gizleyip neyi açığa çıkardıklarını bilir. O, göğüslerde olanı en iyi bilendir. • Dipnot 1: Gerçek düşüncelerini, asıl niyetlerini saklasalarda. • Kelime kelime: أَلَآ ela iyi bilin ki · إِنَّهُمْ innehum onlar · يَثْنُونَ yesnune bükerler · صُدُورَهُمْ sudurahum göğüslerini · لِيَسْتَخْفُوا۟ liyestehfu gizlenmek için · مِنْهُ ۚ minhu ondan · أَلَا ela yine iyi bilin ki · حِينَ hine ne zaman · يَسْتَغْشُونَ yestegşune bürünseler · ثِيَابَهُمْ siyabehum elbiselerine · يَعْلَمُ yea'lemu bilir · مَا ma şeyleri · يُسِرُّونَ yusirrune gizledikleri · وَمَا ve ma ve şeyleri · يُعْلِنُونَ ۚ yua'linune açığa vurdukları · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz O · عَلِيمٌۢ alimun bilendir · بِذَاتِ bizati olanı · ٱلصُّدُورِ s-suduri gönüllerde • ثني (vny) kökü: Bükmek/katlamak, ikiye katlamak, bir şeyin bir parçasını diğerinin üzerine çevirmek, iki ucundan birini diğerine çekmek, bir şeyi diğerine birleştirmek veya eklemek, birini yolundan veya istediği şeyden döndürmek… • صدر (Sdr) kökü: Geri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi… • خفي (xfy) kökü: Fark edilemez/belli belirsiz, gizli/saklı/örtülü, görüşe silik veya karanlık, bastırılmış veya boğulmuş, zihin için belirsiz, gizli bir durumdan açığa çıkmak (gizlenen şey açığa çıktı). • حين (Hyn) kökü: Varmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek • غشو (g$w) kökü: aldatmak, kandırmak, gizlemek, hile yapmak, göz boyamak, yanıltmak, saklamak • ثوب (vwb) kökü: Geri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmek • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • علن (Eln) kökü: Açık olmak, açığa çıkmak, halka açık olmak, bilinir hale gelmek, ortaya çıkarmak • Hud suresi 123 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).