"Ben, benim de Rabb'im sizin de Rabb'iniz olan Allah'a tevekkül ettim. Hiçbir canlı yoktur ki O'nun buyruğunda/kontrolünde olmasın. Kuşkusuz Rabb'im dosdoğru bir yol üzerindedir."
Hud 11:56اِنّ۪ي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ رَبّ۪ي وَرَبِّكُمْۜ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ • İnni tevekkeltu alallahi rabbi ve rabbikum, ma min dabbetin illa huve ahızun bi nasıyetiha, inne rabbi ala sıratın mustekim. • Meal: "Ben, benim de Rabb'im sizin de Rabb'iniz olan Allah'a tevekkül[1] ettim. Hiçbir canlı yoktur ki O'nun buyruğunda/kontrolünde olmasın. Kuşkusuz Rabb'im dosdoğru bir yol üzerindedir." • Dipnot 1: Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakmak. • Kelime kelime: إِنِّى inni şüphesiz ben · تَوَكَّلْتُ tevekkeltu güvendim · عَلَى ala · ٱللَّهِ llahi Allah'a · رَبِّى rabbi benim Rabbim · وَرَبِّكُم ۚ ve rabbikum ve sizin Rabbiniz olan · مَّا ma yoktur · مِن min hiçbir · دَآبَّةٍ dabbetin canlı · إِلَّا illa ki · هُوَ huve O'nun (Allah) · ءَاخِذٌۢ ahizun tutmadığı · بِنَاصِيَتِهَآ ۚ binasiyetiha onun perçeminden · إِنَّ inne şüphesiz · رَبِّى rabbi Rabbim · عَلَىٰ ala üzeredir · صِرَٰطٍۢ siratin yol · مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin doğru • وكل (wkl) kökü: Güvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • دبب (dbb) kökü: yavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmak • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • نصي (nSy) kökü: Perçem, hakimiyet kurmak, ele geçirmek • صرط (SrT) kökü: Düz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • Hud suresi 123 ayettir; bu 56. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).