Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onlar yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.
Hud 11:77وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطاً س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعاً وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَص۪يبٌ • Ve lemma caet resuluna lutan sie bihim ve daka bihim zer'an ve kale haza yevmun asib. • Meal: Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onlar yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi. • Kelime kelime: وَلَمَّا velemma ve ne zaman ki · جَآءَتْ ca'et gelince · رُسُلُنَا rusuluna Elçilerimiz · لُوطًۭا luten Lut'a · سِىٓءَ si'e kaygılandı · بِهِمْ bihim onlardan · وَضَاقَ ve daka ve göğsüne bastı · بِهِمْ bihim onlardan · ذَرْعًۭا zer'an bir sıkıntı · وَقَالَ ve kale ve dedi ki · هَـٰذَا haza bu · يَوْمٌ yevmun bir gündür · عَصِيبٌۭ asibun çetin • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • ضيق (Dyq) kökü: Daraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı. • ذرع (prE) kökü: Kubit ile ölçmek, yürüyüşte ön ayakları uzatmak, (deveyi) binmek için indirmek, üstesinden gelmek, arkadan boğmak, (yüzmede) kolu kaldırıp uzatmak, eli uzatma, geniş bir şekilde yaymak, güç/kuvvet, ölçmek, uzunluk, ön… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • عصب (ESb) kökü: Sarmak/bükmek/bağlamak/hafifletmek/kuşatmak, bir şeyi zorla almak, zorlaşmak, ağızda kuruluk oluşmak (tükürük). Usbatun - grup/birlik/çete/parti. Asib - çok zor, şiddetle sıkıntılı, çetin, kederli. • Hud suresi 123 ayettir; bu 77. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).