Evinde kaldığı kadın, ona sahip olmak istedi. Ve kapıları sıkıca kapatıp onu yanına çağırdı. Yusuf: "Allah'a sığınırım. Rabbim bana çok iyi davrandı. Beni çok güzel bir konuma sahip kıldı. Haksızlık yapanlar kurtuluşa ermezler." dedi.
Yusuf 12:23وَرَاوَدَتْهُ الَّت۪ي هُوَ ف۪ي بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِه۪ وَغَلَّقَتِ الْاَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَۜ قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اِنَّهُ رَبّ۪ٓي اَحْسَنَ مَثْوَايَۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ • Ve ravedethulleti huve fi beytiha an nefsihi ve ğallekatil ebvabe ve kalet heyte lek, kale ma azallahi innehu rabbi ahsene mesvay, innehu la yuflihuz zalimun. • Meal: Evinde kaldığı kadın, ona sahip olmak istedi. Ve kapıları sıkıca kapatıp onu yanına çağırdı. Yusuf: "Allah'a sığınırım. Rabbim[1] bana çok iyi davrandı.[2] Beni çok güzel bir konuma sahip kıldı. Haksızlık yapanlar kurtuluşa ermezler." dedi. • Dipnot 1: Kocan, benim efendimdir, çok iyiliğini gördüm, ona ihanet edemem. • Dipnot 2: Efendim. Rabb, efendi demektir. (Ayetteki Rabb'dan kasıt Allah değildir. Evinde kaldığı kadının kocasıdır.) • Kelime kelime: وَرَٰوَدَتْهُ ve rave dethu ve murad almak istedi · ٱلَّتِى lleti kadın · هُوَ huve o (Yusuf) · فِى fi · بَيْتِهَا beytiha onun evinde iken · عَن an · نَّفْسِهِۦ nefsihi onun nefsinden · وَغَلَّقَتِ ve gallekati ve kilitledi · ٱلْأَبْوَٰبَ l-ebvabe kapıları · وَقَالَتْ ve kalet ve dedi · هَيْتَ heyte haydi gelsene · لَكَ ۚ leke sen · قَالَ kale dedi · مَعَاذَ meaaze sığınırım · ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'a · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz · رَبِّىٓ rabbi efendim · أَحْسَنَ ehsene en güzel şekilde · مَثْوَاىَ ۖ mesvaye bana baktı · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz · لَا la · يُفْلِحُ yuflihu iflah olmaz · ٱلظَّـٰلِمُونَ z-zalimune zalimler • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • غلق (glq) kökü: Uzaklaştı/uzağa gitti, meşru mülkiyet, sıkıca yapıştı, mahvolma hali, bahis için mücadele etme, kapalı veya kilitli olma veya hale gelme • بوب (bwb) kökü: kapı, giriş yeri, tarz/şekil • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • هيت (hyt) kökü: Gel! Çık gel, hadi gel. Ben hazırım ve hazırlandım. • عوذ (Ewp) kökü: Sığınmak, korunmak istemek, yardım dilemek, Allah'a sığınmak, himaye talep etmek, korunma talebi • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • ثوي (vwy) kökü: Bir yerde ikamet etmek, durmak, bir yere yerleşmek, birini bir yerde tutmak, konaklamak. mathwa - konut, mesken, kalacak yer, uğrak yeri, dinlenme yeri, konaklama. thaawin (thaawiyun için) - sakin, oturan kişi. • فلح (flH) kökü: yarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 23. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).