Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korurum ve iyi bilirim." dedi.
Yusuf 12:55قَالَ اجْعَلْن۪ي عَلٰى خَزَٓائِنِ الْاَرْضِۚ اِنّ۪ي حَف۪يظٌ عَل۪يمٌ • Kalec'alni ala hazainil ard, inni hafizun alim. • Meal: Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korurum ve iyi bilirim." dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · ٱجْعَلْنِى c'alni beni tayin et · عَلَىٰ ala üstüne · خَزَآئِنِ hazaini hazineleri · ٱلْأَرْضِ ۖ l-erdi ülkenin · إِنِّى inni çünkü ben · حَفِيظٌ hafizun iyi korur · عَلِيمٌۭ alimun iyi bilirim • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • خزن (xzn) kökü: Bir şeyi bir yerde saklamak/depolamak/korumak/muhafaza etmek, bir şeyi birinden saklamak veya gizlemek, fakirlikten sonra zengin/yeterli olmak, bir şeyin en yakınını almak. • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • حفظ (HfZ) kökü: Bir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 55. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).