Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yusuf Suresi 66. Ayet Meali

"Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." dedi. Onlar, söz verince: "Allah söylediklerimize vekildir." dedi.

Yusuf 12:66 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz v…
Yusuf 12:66
قَالَ لَنْ اُرْسِلَهُ مَعَكُمْ حَتّٰى تُؤْتُونِ مَوْثِقاً مِنَ اللّٰهِ لَتَأْتُنَّن۪ي بِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يُحَاطَ بِكُمْۚ فَلَمَّٓا اٰتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ اللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَك۪يلٌ • Kale len ursilehu meakum hatta tu'tuni mevsikan minallahi le te'tunneni bihi illa en yuhata bikum, fe lemma atevhu mevsikahum kalallahu ala ma nekulu vekil. • Meal: "Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." dedi. Onlar, söz verince: "Allah söylediklerimize vekildir." dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi ki · لَنْ len · أُرْسِلَهُۥ ursilehu onu asla göndermem · مَعَكُمْ meakum sizinle · حَتَّىٰ hatta kadar · تُؤْتُونِ tu'tuni siz bana verinceye · مَوْثِقًۭا mevsikan sağlam bir söz · مِّنَ mine · ٱللَّهِ llahi Allah adına · لَتَأْتُنَّنِى lete'tunneni bana getireceğinize · بِهِۦٓ bihi onu · إِلَّآ illa dışında · أَن en · يُحَاطَ yuhata kuşatılıp engellenmeniz · بِكُمْ ۖ bikum sizin · فَلَمَّآ fe lemma ne zaman ki · ءَاتَوْهُ atevhu verdiler · مَوْثِقَهُمْ mevsikahum sözlerini · قَالَ kale dedi · ٱللَّهُ llahu Allah · عَلَىٰ ala üzerine · مَا ma şey · نَقُولُ nekulu söylediğimiz · وَكِيلٌۭ vekilun vekildir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • وثق (wvq) kökü: Birine güvenmek, dayanmak, bağlanmak. • حوط (HwT) kökü: Korumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana… • وكل (wkl) kökü: Güvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak. • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 66. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).