"Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir. Biz haksızları böyle cezalandırırız." dediler.
Yusuf 12:75قَالُوا جَزَٓاؤُ۬هُ مَنْ وُجِدَ ف۪ي رَحْلِه۪ فَهُوَ جَزَٓاؤُ۬هُۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِم۪ينَ • Kalu cezauhu men vucide fi rahlihi fe huve cezauh, kezalike necziz zalimin. • Meal: "Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir.[1] Biz haksızları böyle cezalandırırız." dediler. • Dipnot 1: Suça karşılık, suçu işleyene el konur. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler · جَزَٰٓؤُهُۥ ceza'uhu cezası · مَن men kimin · وُجِدَ vucide bulunursa · فِى fi · رَحْلِهِۦ rahlihi yükünde · فَهُوَ fehuve işte o · جَزَٰٓؤُهُۥ ۚ ceza'uhu onun karşılığıdır · كَذَٰلِكَ kezalike böylece · نَجْزِى neczi biz cezalandırırız · ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine haksızları • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • جزي (jzy) kökü: Tatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • رحل (rHl) kökü: Ayrılmak, heybe, deveye semer vurdu, deveye bağladı, binmek, sürdü, paketlemek, kervan, taşınmak/seyahat etmek/yolculuk yapmak • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 75. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).