"Yusuf'a ve kardeşine cahilce ne yaptığınızı biliyor musunuz?" dedi.
Yusuf 12:89قَالَ هَلْ عَلِمْتُمْ مَا فَعَلْتُمْ بِيُوسُفَ وَاَخ۪يهِ اِذْ اَنْتُمْ جَاهِلُونَ • Kale hel alimtum ma fealtum bi yusufe ve ahihi iz entum cahilun. • Meal: "Yusuf'a ve kardeşine cahilce ne yaptığınızı biliyor musunuz?" dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi ki · هَلْ hel mi? · عَلِمْتُم alimtum bildiniz · مَّا ma neler · فَعَلْتُم fealtum yaptığınızı · بِيُوسُفَ biusufe Yusuf'a · وَأَخِيهِ ve ehihi ve kardeşine · إِذْ iz iken · أَنتُمْ entum sizler · جَـٰهِلُونَ cahilune cahiller • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • جهل (jhl) kökü: Cahil olmak, bir şeyden haberdar olmamak, aptal veya akılsız olmak, şiddetle kaynamak, cahillik taklidi yapmak, bilmezlikten gelmek, birini hesaba katmak veya değer vermek, kargaşa veya istikrarsızlık yaratmak, yanlış… • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 89. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).