Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.
Yusuf 12:94وَلَمَّا فَصَلَتِ الْع۪يرُ قَالَ اَبُوهُمْ اِنّ۪ي لَاَجِدُ ر۪يحَ يُوسُفَ لَوْلَٓا اَنْ تُفَنِّدُونِ • Ve lemma fasalatil'iru kale ebuhum inni le ecidu riha yusufe lev la en tufennidun. • Meal: Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi. • Kelime kelime: وَلَمَّا velemma ne zaman ki · فَصَلَتِ fesaleti ayrılınca · ٱلْعِيرُ l-iyru kervan · قَالَ kale dedi ki · أَبُوهُمْ ebuhum babaları · إِنِّى inni ben · لَأَجِدُ leecidu alıyorum · رِيحَ riha kokusunu · يُوسُفَ ۖ yusufe Yusuf'un · لَوْلَآ levla eğer · أَن en · تُفَنِّدُونِ tufenniduni bana bunak demezseniz • فصل (fSl) kökü: Bir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm. • عير (Eyr) kökü: Başıboş dolaşmak, ileri geri gitmek. İrun - kervan, mısır taşıyan deve kervanı. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • فند (fnd) kökü: Yalan söylemek, yanlış bilgi vermek, hata yapmak, yargıda zayıf olmak, akılca sağlıksız olmak, yetenekten yoksun olmak, bunak. • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 94. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).