İblis: "Rabb'im! Beni azdırmandan dolayı, ben de yeryüzündeki her şeyi cazip göstererek, kesinlikle onların hepsini azdıracağım."
Hicr 15:39قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ • Kale rabbi bi ma agveyteni le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmein. • Meal: İblis: "Rabb'im! Beni azdırmandan dolayı,[1] ben de yeryüzündeki her şeyi cazip göstererek, kesinlikle onların hepsini azdıracağım.[2]" • Dipnot 1: Günaha ve kötülüğe yönlendireceğim. • Dipnot 2: Aleyhime hüküm vermenden dolayı. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · رَبِّ rabbi Rabbim · بِمَآ bima ötürü · أَغْوَيْتَنِى egveyteni beni azdırmandan · لَأُزَيِّنَنَّ leuzeyyinenne andolsun (günahları) süsleyeceğim · لَهُمْ lehum onlara · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yer yüzünde · وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ veleugviyennehum ve onları azdıracağım · أَجْمَعِينَ ecmeiyne hepsini • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • غوي (gwy) kökü: Hata yapmak, sapmak veya yolunu kaybetmek, dikkatsiz, ihmalkar, dalgın, kasıtsız, düşüncesiz, umursamaz, unutkan; yanıltılmak/baştan çıkarılmak, hayal kırıklığına uğramak, karanlıkta yolculuk etmek, orada uzağa gitmek… • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • Hicr suresi 99 ayettir; bu 39. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).