Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 101. Ayet Meali

Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken, sen kesinlikle uyduruyorsun." derler. Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor.

Nahl 16:101 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken, sen kesinlikle uydu…
Nahl 16:101
وَاِذَا بَدَّلْـنَٓا اٰيَةً مَكَانَ اٰيَةٍۙ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مُفْتَرٍۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ • Ve iza beddelna ayeten mekane ayetin vallahu a'lemu bima yunezzilu kalu innema ente mufter, bel ekseruhum la ya'lemun. • Meal: Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz[1] zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken,[2] sen kesinlikle uyduruyorsun." derler. Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor. • Dipnot 1: Allah, böyle bir ayet indirmemiştir; Allah, hangi ayeti indireceğini biliyor. Bu ayetler, Allah'ın indirdiği ayetler değil, bunlar senin uydurmandır. • Dipnot 2: Kimi ayetlerin "nesh" edildiğini (iptal edildiğini) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ve 2:106. ayeti ileri sürüyorlar. Oysaki bu ayet Kitap' Ehli'ne bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza ve zaman · بَدَّلْنَآ beddelna değiştirdiğimiz · ءَايَةًۭ ayeten bir ayeti · مَّكَانَ mekane yerine · ءَايَةٍۢ ۙ ayetin bir ayet · وَٱللَّهُ vallahu ve Allah · أَعْلَمُ ea'lemu bilirken · بِمَا bima ne · يُنَزِّلُ yunezzilu indirdiğini · قَالُوٓا۟ kalu derler · إِنَّمَآ innema şüphesiz · أَنتَ ente sen · مُفْتَرٍۭ ۚ mufterin iftira ediyorsun · بَلْ bel hayır · أَكْثَرُهُمْ ekseruhum onların çokları · لَا la · يَعْلَمُونَ yea'lemune bilmiyorlar • بدل (bdl) kökü: Değiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme. • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 101. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).