Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 43. Ayet Meali

Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.

Nahl 16:43 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan başkasını görevlendirmedik.
Nahl 16:43
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ اِلَّا رِجَالاً نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَۙ • Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhi ileyhim fes'elu ehlez zikri in kuntum la ta'lemun. • Meal: Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan[1] başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline[2] sorun. • Dipnot 1: Allah'ın öğütlerinden haberdar olan, Kitap Ehli'ne sorun. • Dipnot 2: "İnsandan" anlamı verdiğimiz "ricalen" kelimesi, kelime olarak erkekler, adamlar demektir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında, Müşrikler'in "neden melek değil de insan bir Nebi?" itirazlarına cevap verildiği görülmektedir. Dolayısı ile ayette yer alan "adamlar," kelimesi "insan" anlamındadır. • Kelime kelime: وَمَآ ve ma ve · أَرْسَلْنَا erselna biz göndermedik · مِن min · قَبْلِكَ kablike senden önce · إِلَّا illa başkasını · رِجَالًۭا ricalen erkeklerden · نُّوحِىٓ nuhi vahyettiğimiz · إِلَيْهِمْ ۚ ileyhim kendilerine · فَسْـَٔلُوٓا۟ feselu sorun · أَهْلَ ehle ehline · ٱلذِّكْرِ z-zikri zikir · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum siz · لَا la · تَعْلَمُونَ tea'lemune bilmiyorsanız • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • رجل (rjl) kökü: Yürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala… • وحي (wHy) kökü: İşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece… • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 43. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).