Allah, evlerinizden sizin için bir huzur ve dinginlik yeri yaptı. Ve sizin için, hayvanların derilerinden yolculuğunuz sırasında ve konaklamanızda taşınabilir çadırdan evler ve yünlerinden, tüylerinden, kıllarından ev eşyası ve geçim aracı yaptı.
Nahl 16:80وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ سَكَناً وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ جُلُودِ الْاَنْعَامِ بُيُوتاً تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ وَيَوْمَ اِقَامَتِكُمْۙ وَمِنْ اَصْوَافِهَا وَاَوْبَارِهَا وَاَشْعَارِهَٓا اَثَاثاً وَمَتَاعاً اِلٰى ح۪ينٍ • Vallahu ceale lekum min buyutikum sekenen ve ceale lekum min culudil en'ami buyuten testehıffuneha yevme za'nikum ve yevme ikametikum ve min asvafiha ve evbariha ve eş'ariha esasen ve metaan ila hin. • Meal: Allah, evlerinizden sizin için bir huzur ve dinginlik yeri yaptı. Ve sizin için, hayvanların derilerinden yolculuğunuz sırasında ve konaklamanızda taşınabilir çadırdan evler ve yünlerinden, tüylerinden, kıllarından ev eşyası ve geçim aracı yaptı. • Kelime kelime: وَٱللَّهُ vallahu ve Allah · جَعَلَ ceale yaptı · لَكُم lekum sizin için · مِّنۢ min · بُيُوتِكُمْ buyutikum evlerinizi · سَكَنًۭا sekenen oturma yeri · وَجَعَلَ ve ceale ve yaptı · لَكُم lekum sizin için · مِّن min · جُلُودِ culudi derilerinden · ٱلْأَنْعَـٰمِ l-en'aami hayvan · بُيُوتًۭا buyuten evler · تَسْتَخِفُّونَهَا testehiffuneha kolayca kullanacağınız hafif · يَوْمَ yevme gününüzde · ظَعْنِكُمْ zea'nikum göç · وَيَوْمَ ve yevme ve gününüzde · إِقَامَتِكُمْ ۙ ikametikum ikamet · وَمِنْ ve min ve · أَصْوَافِهَا esvafiha yünlerinden · وَأَوْبَارِهَا ve evbariha ve yapağılarından · وَأَشْعَارِهَآ ve eş'aariha ve kıllarından · أَثَـٰثًۭا esasen giyilecek, döşenecek eşya · وَمَتَـٰعًا ve metaan ve geçimlik · إِلَىٰ ila -ye kadar · حِينٍۢ hinin bir süre- • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • جلد (jld) kökü: Vurmak/incitmek/deriyi dövmek, kamçıyla vurmak, düşmek, zorlamak, dayanıklı/güçlü/sağlam olmak, dayanıklı veya sabırlı olmak, biriyle mücadele etmek, zorlamak/mecbur bırakmak/gerekli kılmak. • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • خفف (xff) kökü: Hafif kilolu olmak (vücut veya madde olarak), değer olarak hafif veya önemsiz olmak, canlı/aktif/çevik/hazır ve hızlı olmak, iş/hizmette itaatkar ve boyun eğen olmak, acele etmek, çabucak ayrılmak veya yolculuk yapmak… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • ظعن (ZEn) kökü: Gitmek, ayrılış, göç, yolculuk/seyahat, yürüyüş, uzaklaştırmak, bir yeri terk etmek, bir yerden başka bir yere hareket etmek • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صوف (Swf) kökü: Yün giymek, yün post. • وبر (wbr) kökü: Yumuşak tüylere sahip olmak, bir yerde kalmak. • شعر ($Er) kökü: bilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi söz • اثث (Avv) kökü: Lüks olmak, yakın olmak, miktarca çoğalmak, bol olmak, çok sayıda olmak, büyük olmak, kalın veya geniş olmak. Eşyalar, araç gereçler, ev eşyaları, taşınabilir mallar, deve/koyun/keçilerden oluşan tüm mal varlığı ve terk… • متع (mtE) kökü: Faydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. • حين (Hyn) kökü: Varmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek • Nahl suresi 128 ayettir; bu 80. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).