Akıl Kuran (akilkuran.com)

İsra Suresi 107. Ayet Meali

De ki: "Ona ister iman edin ister iman etmeyin; daha önce kendilerine ilim verilenler, o, onlara okunduğu zamanlar, çeneleri üzerine secdeye kapanırlar."

İsra 17:107 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. De ki: "Ona ister iman edin ister iman etmeyin; daha önce kendilerine ilim verilenler, o, onlara okunduğu z…
İsra 17:107
قُلْ اٰمِنُوا بِه۪ٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِه۪ٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّداًۙ • Kul aminu bihi ev la tu'minu, innellezine utul ilme min kablihi iza yutla aleyhim yahırrune lil ezkani succeda. • Meal: De ki: "Ona ister iman edin ister iman etmeyin; daha önce kendilerine ilim verilenler,[1] o, onlara okunduğu zamanlar, çeneleri üzerine secdeye[2] kapanırlar." • Dipnot 1: Vahiy aracılığı ile bilgi sahibi olanlar. Daha önce kendilerine kitap verilenler. Ayetteki ilim kelimesinden kasıt vahiydir. Kur'an, ilim kelimesini daha çok "vahiy" anlamında kullanmaktadır. • Dipnot 2: Tam bir teslimiyet. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · ءَامِنُوا۟ aminu siz inanın · بِهِۦٓ bihi ona · أَوْ ev veya · لَا la · تُؤْمِنُوٓا۟ ۚ tu'minu inanmayın · إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimselere · أُوتُوا۟ utu verilen(ler) · ٱلْعِلْمَ l-ilme bilgi · مِن min · قَبْلِهِۦٓ kablihi daha önce · إِذَا iza zaman · يُتْلَىٰ yutla okunduğu · عَلَيْهِمْ aleyhim kendilerine · يَخِرُّونَ yehirrune onlar derhal kapanırlar · لِلْأَذْقَانِ lilezkani çeneleri üstüne · سُجَّدًۭا succeden secdeye • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • تلو (tlw) kökü: Takip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek. • خرر (xrr) kökü: Suyun mırıldanması/uğuldaması veya şırıldaması, ses çıkaracak şekilde akmak [mırıldama veya benzer bir ses çıkararak akmak/damlamak], akıtılmak [TA], rüzgarın hışırdama sesi çıkarması, horlamak veya nefes alırken ses… • ذقن (pqn) kökü: Çeneye vurmak, çeneyi dayamak (ala ile), çene, temel anlamı çene olmasına rağmen yüz olarak da ifade edilebilir. • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • İsra suresi 111 ayettir; bu 107. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).