Ve de ki: "Hamd, çocuk edinmeyen Allah'a özgüdür. O'nun mülkte ortağı yoktur. O'nun acizlikten dolayı bir veliye de ihtiyacı yoktur." O'nu tam bir yüceltme ile yücelt.
İsra 17:111وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْب۪يراً • Ve kulil hamdu lillahillezi lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerikun fil mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbira. • Meal: Ve de ki: "Hamd,[1] çocuk edinmeyen Allah'a özgüdür. O'nun mülkte[2] ortağı yoktur. O'nun acizlikten dolayı bir veliye[3] de ihtiyacı yoktur." O'nu tam bir yüceltme ile yücelt. • Dipnot 1: Egemenlikte. • Dipnot 2: Yardımcıya, destekleyiciye. • Dipnot 3: Bütün övgüler. • Kelime kelime: وَقُلِ ve kuli ve de ki · ٱلْحَمْدُ l-hamdu hamdolsun · لِلَّهِ lillahi Allah'a · ٱلَّذِى llezi · لَمْ lem · يَتَّخِذْ yettehiz edinmeyen · وَلَدًۭا veleden çocuk · وَلَمْ velem ve · يَكُن yekun olmayan · لَّهُۥ lehu onun · شَرِيكٌۭ şerikun ortağı · فِى fi · ٱلْمُلْكِ l-mulki mülkte · وَلَمْ velem ve · يَكُن yekun (ihtiyacı) olmayan · لَّهُۥ lehu onun · وَلِىٌّۭ veliyyun yardımcıya · مِّنَ mine · ٱلذُّلِّ ۖ z-zulli acze düşüp de · وَكَبِّرْهُ ve kebbirhu ve O'nu yücelt · تَكْبِيرًۢا tekbiran tam bir yüceltme ile • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حمد (Hmd) kökü: Birini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak. • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • ذلل (pll) kökü: Alçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmak • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • İsra suresi 111 ayettir; bu 111. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).