Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur.
İsra 17:36وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لاً • Ve la takfu ma leyse leke bihi ilm, innes sem'a vel basara vel fuade kullu ulaike kane anhu mes'ula. • Meal: Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad[1] bunların hepsi ondan sorumludur. • Dipnot 1: Bkz. 16:78. ayetin 3. dipnotu. • Kelime kelime: وَلَا ve la ve · تَقْفُ tekfu ardına düşme · مَا ma şeyin · لَيْسَ leyse olmayan · لَكَ leke senin · بِهِۦ bihi hakkında · عِلْمٌ ۚ ilmun bilgin · إِنَّ inne çünkü · ٱلسَّمْعَ s-sem'a kulak · وَٱلْبَصَرَ velbesara ve göz · وَٱلْفُؤَادَ velfu'ade ve gönül · كُلُّ kullu hepsi · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike bunların · كَانَ kane · عَنْهُ anhu o(yaptığı)ndan · مَسْـُٔولًۭا mes'ulen sorumludur • قفو (qfw) kökü: Takip etmek, peşinden gitmek, arkasından yürümek, izinden gitmek, ayak izlerini takip etmek, takip etmesine veya başarılı olmasına neden olmak. • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • فاد (fAd) kökü: Kalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • İsra suresi 111 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).