İkisinin arasının birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
Kehf 18:61فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَاتَّخَذَ سَب۪يلَهُ فِي الْبَحْرِ سَرَباً • Fe lemma belega mecmea beynihima nesiya hutehuma fettehaze sebilehu fil bahri sereba. • Meal: İkisinin arasının[1] birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını[2] unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu. • Dipnot 1: Balıklarını. • Dipnot 2: İki denizin. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · بَلَغَا belega varınca · مَجْمَعَ mecmea birleştiği yere · بَيْنِهِمَا beynihima iki (denizin) arasının · نَسِيَا nesiya unuttular · حُوتَهُمَا hutehuma balıklarını · فَٱتَّخَذَ fettehaze (balık) tuttu · سَبِيلَهُۥ sebilehu yolunu · فِى fi · ٱلْبَحْرِ l-behri denizde · سَرَبًۭا seraben sıyrılıp • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • نسي (nsy) kökü: Terk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak • حوت (Hwt) kökü: Balık, balina, büyük deniz hayvanı, deniz canavarı • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • سرب (srb) kökü: Akmak, sızmak, süzülmek, dökülmek, gizlice kaçmak, sürü halinde gitmek, yol, tünel, sığınak, delik, grup, bölük • Kehf suresi 110 ayettir; bu 61. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).