Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 60. Ayet Meali

Bir zamanlar Musa, genç arkadaşına: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yoluma devam edeceğim veya uzun zaman gitmeye devam edeceğim." demişti.

Kehf 18:60 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bir zamanlar Musa, genç arkadaşına: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yoluma devam edeceğim vey…
Kehf 18:60
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِفَتٰيهُ لَٓا اَبْرَحُ حَتّٰٓى اَبْلُغَ مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ اَوْ اَمْضِيَ حُقُباً • Ve iz kale musa li fetahu la ebrehu hatta ebluga mecmeal bahreyni ev emdıye hukuba. • Meal: Bir zamanlar Musa, genç arkadaşına: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yoluma devam edeceğim veya uzun zaman gitmeye devam edeceğim." demişti. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz ve hani · قَالَ kale demişti ki · مُوسَىٰ musa Musa · لِفَتَىٰهُ lifetahu uşağına · لَآ la · أَبْرَحُ ebrahu durmayacağım · حَتَّىٰٓ hatta kadar · أَبْلُغَ ebluga varıncaya · مَجْمَعَ mecmea birleştiği yere · ٱلْبَحْرَيْنِ l-behrayni iki denizin · أَوْ ev veya · أَمْضِىَ emdiye yürüyeceğim · حُقُبًۭا hukuben uzun bir zaman • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فتي (fty) kökü: Genç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak. • برح (brH) kökü: Gitmek, ayrılmak, geri çekilmek, vazgeçmek/bırakmak/çıkmak, kızgın olmak, kızdırmak/sıkıntı vermek/zorluk/terslik, incitmek/yorgunluk. • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • مضي (mDy) kökü: İlerlemek veya devam etmek, geçmek/vefat etmek, gitmek veya uzaklaşmak, ileriye doğru ilerlemek, bir şeyi yürütmek/gerçekleştirmek/başarmak, keskin olmak, kesmek veya içine işlemek, bir şeyi yapmada üstün olmak veya… • حقب (Hqb) kökü: Bastırılmak; yağışsız yıl, verimsiz. İdrar tutulmasından muzdarip olmak, işemekte zorluk çekmek, süt tutulmasından muzdarip olmak (dişi deve), geciktirilmek veya alıkonulmak, bozulmak/zarar görmek/düzensiz… • Kehf suresi 110 ayettir; bu 60. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).