"Sen, benimle beraber olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin."
Kehf 18:67قَالَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً • Kale inneke len testetia maiye sabra. • Meal: "Sen, benimle beraber olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin." • Kelime kelime: قَالَ kale dedi ki · إِنَّكَ inneke sen · لَن len asla · تَسْتَطِيعَ testetia dayanamazsın · مَعِىَ meiye benimle beraber bulunmaya · صَبْرًۭا sabran sabırla • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • صبر (Sbr) kökü: direnmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı… • Kehf suresi 110 ayettir; bu 67. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).