Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 88. Ayet Meali

"Kim iman eder ve salihatı yaparsa, en iyi karşılık onundur. Biz, ona her türlü kolaylığı göstereceğiz."

Kehf 18:88 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Kim iman eder ve salihatı yaparsa, en iyi karşılık onundur.
Kehf 18:88
وَاَمَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُ جَزَٓاءًۨ الْحُسْنٰىۚ وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ اَمْرِنَا يُسْراًۜ • Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve se nekulu lehu min emrina yusra. • Meal: "Kim iman eder ve salihatı[1] yaparsa, en iyi karşılık onundur. Biz, ona her türlü kolaylığı göstereceğiz." • Dipnot 1: Bkz. 16:97. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: وَأَمَّا veemma ise · مَنْ men kimseye · ءَامَنَ amene inanan · وَعَمِلَ ve amile ve yapan · صَـٰلِحًۭا salihen iyi işler · فَلَهُۥ fe lehu sonra onun için · جَزَآءً ceza'en mükafat · ٱلْحُسْنَىٰ ۖ l-husna en güzel · وَسَنَقُولُ ve senekulu ve söyleyeceğiz · لَهُۥ lehu ona · مِنْ min -dan · أَمْرِنَا emrina buyruğumuz- · يُسْرًۭا yusran kolay olanı • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • جزي (jzy) kökü: Tatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • يسر (ysr) kökü: Yumuşak/uysal/yönetilebilir/kolay/itaatkar/liberal olmak, miktar olarak azalmak/değersiz olmak, soldan gelmek, parçalara/bölümlere ayırmak, kolaylaştırmak/pürüzsüzleştirmek, uyarlamak/uyum sağlamak, kumar oklarıyla… • Kehf suresi 110 ayettir; bu 88. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).