Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 13. Ayet Meali

Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat verdik. Ve o, takva sahibi oldu.

Meryem 19:13 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat verdik.
Meryem 19:13
وَحَنَاناً مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِياًّۙ • Ve hananen min ledunna ve zekah, ve kane tekıyya. • Meal: Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat[1] verdik. Ve o, takva[2] sahibi oldu. • Dipnot 1: Zekat, arınmak, arındırmak demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir (2:43; 19:13, 31; 18:81; 20:76; 23:4; 41:7). "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak demektir. • Dipnot 2: Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir. • Kelime kelime: وَحَنَانًۭا ve hananen ve bir rahmet · مِّن min · لَّدُنَّا ledunna katımızdan · وَزَكَوٰةًۭ ۖ ve zekaten ve temizlik · وَكَانَ ve kane ve oldu · تَقِيًّۭا tekiyyen sakınan (bir kimse) • حنن (Hnn) kökü: Özlem duymak, yoğun bir üzüntü veya sevinç duygusuyla etkilenmek, dişi devenin yavrusuna ses çıkarması gibi ses çıkarmak, merhamet/şefkat/acıma/kalp yumuşaklığı göstermek, bir şeye özlem duymak, merhametli/şefkatli… • لدن (ldn) kökü: Yanında; yakınında; ile; -den; huzur; huzurunda; için. Ladun: Bir yer parçacığı veya edat. • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • Meryem suresi 98 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).