Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 17. Ayet Meali

Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.

Meryem 19:17 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti.
Meryem 19:17
فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَاباً فَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَراً سَوِياًّ • Fettehazet min dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşeren seviyya. • Meal: Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti.[1] O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.[2] • Dipnot 1: Onlardan ayrı bir yere çekildi. • Dipnot 2: Göründü. "Örnek verme" anlamına gelen "temessül" kelimesi "benzetmeyi" ifade eden "göründü" anlamına da gelmektedir. • Kelime kelime: فَٱتَّخَذَتْ fettehazet çekmişti · مِن min · دُونِهِمْ dunihim onlarla arasına · حِجَابًۭا hicaben bir perde · فَأَرْسَلْنَآ feerselna biz de gönderdik · إِلَيْهَا ileyha ona · رُوحَنَا ruhana ruhumuzu (Cebrail'i) · فَتَمَثَّلَ fetemessele göründü · لَهَا leha ona · بَشَرًۭا beşeran bir insan şeklinde · سَوِيًّۭا seviyyen düzgün • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • حجب (Hjb) kökü: Engelleme/önleme/engelleyen/gizleyen/örten/koruyan/araya giren, saklamak, soyutlamak, bir şeyi örtmek/gizlemek/saklamak/gizlemek, iki şey arasına girmek. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • مثل (mvl) kökü: Dik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya… • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • Meryem suresi 98 ayettir; bu 17. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).