"Senden Rahman'a sığınırım. Eğer takva sahibi isen." dedi.
Meryem 19:18قَالَتْ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِياًّ • Kalet inni euzu bir rahmani minke in kunte tekıyya. • Meal: "Senden Rahman'a sığınırım. Eğer takva sahibi isen." dedi.[1] • Dipnot 1: Benden uzak dur, dedi. • Kelime kelime: قَالَتْ kalet (Meryem) dedi ki · إِنِّىٓ inni şüphesiz ben · أَعُوذُ euzu sığınırım · بِٱلرَّحْمَـٰنِ bir-rahmani Rahman'a · مِنكَ minke senden · إِن in eğer · كُنتَ kunte isen · تَقِيًّۭا tekiyyen korkuyor • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • عوذ (Ewp) kökü: Sığınmak, korunmak istemek, yardım dilemek, Allah'a sığınmak, himaye talep etmek, korunma talebi • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • Meryem suresi 98 ayettir; bu 18. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).