Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 27. Ayet Meali

Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

Meryem 19:27 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sonra onu kucaklayarak halka getirdi.
Meryem 19:27
فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـٔاً فَرِياًّ • Fe etet bihi kavmeha tahmiluh, kalu ya meryemu lekad ci'ti şey'en feriyya. • Meal: Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın." • Kelime kelime: فَأَتَتْ feetet getirdi · بِهِۦ bihi onu · قَوْمَهَا kavmeha kavmine · تَحْمِلُهُۥ ۖ tehmiluhu taşıyarak · قَالُوا۟ kalu dediler · يَـٰمَرْيَمُ ya meryemu Meryem · لَقَدْ lekad gerçekten · جِئْتِ ci'ti sen yaptın · شَيْـًۭٔا şey'en bir iş · فَرِيًّۭا feriyyen tuhaf, korkunç • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • Meryem suresi 98 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).