Meryem 19:41وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰه۪يمَۜ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّ • Vezkur fil kitabi ibrahim, innehu kane sıddikan nebiyya. • Meal: Kitap'ta İbrahim'i de an. O, sadık[1] bir Nebi'ydi. • Dipnot 1: Doğru, dürüst, candan dost ve erdemli. • Kelime kelime: وَٱذْكُرْ vezkur an (hatırla) · فِى fi · ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitapta · إِبْرَٰهِيمَ ۚ ibrahime İbrahim'i · إِنَّهُۥ innehu gerçekten o · كَانَ kane idi · صِدِّيقًۭا siddikan çok doğru · نَّبِيًّا nebiyyen bir nebi • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • Meryem suresi 98 ayettir; bu 41. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).