Kitap'ta İsmail'i de an. O, sözüne sadık bir Resul, bir Nebi'ydi.
Meryem 19:54وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰع۪يلَۘ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً نَبِياًّۚ • Vezkur fil kitabi ismaile innehu kane sadıkal va'di ve kane resulen nebiyya. • Meal: Kitap'ta İsmail'i de an. O, sözüne sadık[1] bir Resul, bir Nebi'ydi. • Dipnot 1: Her zaman doğruyu söyleyen, özü sözü doğru olan. • Kelime kelime: وَٱذْكُرْ vezkur an · فِى fi · ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitapta · إِسْمَـٰعِيلَ ۚ ismaiyle İsma'il'i de · إِنَّهُۥ innehu çünkü o · كَانَ kane idi · صَادِقَ sadika sadık · ٱلْوَعْدِ l-vea'di sözünde · وَكَانَ ve kane ve idi · رَسُولًۭا rasulen bir resul · نَّبِيًّۭا nebiyyen nebi • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • Meryem suresi 98 ayettir; bu 54. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).