Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.
Bakara 2:167وَقَالَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّاۜ كَذٰلِكَ يُر۪يهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْۜ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنَ النَّارِ۟ • Ve kalellezinettebeu lev enne lena kerreten fe neteberree minhum kema teberreu minna kezalike yurihimullahu a'malehum haseratin aleyhim ve ma hum bi haricine minen nar. • Meal: Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir. • Kelime kelime: وَقَالَ ve kale ve şöyle dediler · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ٱتَّبَعُوا۟ ttebeu uyan · لَوْ lev keşke · أَنَّ enne · لَنَا lena bizim için (mümkün olsaydı) · كَرَّةًۭ kerraten bir dönüş (dünyaya) · فَنَتَبَرَّأَ feneteberrae uzak dursaydık · مِنْهُمْ minhum onlardan · كَمَا kema gibi · تَبَرَّءُوا۟ teberra'u uzak durdukları · مِنَّا ۗ minna bizden · كَذَٰلِكَ kezalike böylece · يُرِيهِمُ yurihimu onlara gösterir · ٱللَّهُ llahu Allah · أَعْمَـٰلَهُمْ ea'malehum bütün fiillerini · حَسَرَٰتٍ haseratin hasretler (pişmanlık kaynağı olarak) · عَلَيْهِمْ ۖ aleyhim onlara · وَمَا ve ma ve değildir · هُم hum onlar · بِخَـٰرِجِينَ biharicine çıkacak · مِنَ mine -ten · ٱلنَّارِ n-nari ateş- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • كرر (krr) kökü: Geri dönmek, art arda dönmek, karşı koşmak, tekrarlamak, geri gelmek, sırayla takip etmek, (iplik) sarılmak, bir veya birden fazla kez tekrarlamak, hurma ağacına tırmanmak için kullanılan (halka şeklinde yapılmış) bir… • برا (brA) kökü: Bir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • حسر (Hsr) kökü: Yorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 167. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).