Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 168. Ayet Meali

Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyib olanlarından yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.

Bakara 2:168 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ey insanlar!
Bakara 2:168
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَـلَالاً طَـيِّباًۘ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ • Ya eyyuhen nasu kulu mimma fil ardı halalen tayyiben, ve la tettebiu hutuvatiş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin. • Meal: Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyib[1] olanlarından yiyin. Şeytanın[2] izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. • Dipnot 1: Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsünün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir. • Dipnot 2: Sağlıklı, yararlı, temiz ve güzel olan. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلنَّاسُ n-nasu insanlar · كُلُوا۟ kulu yeyin · مِمَّا mimma şeylerden · فِى fi bulunan · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · حَلَـٰلًۭا halalen helal · طَيِّبًۭا tayyiben temiz · وَلَا ve la · تَتَّبِعُوا۟ tettebiu ve izlemeyin · خُطُوَٰتِ hutuvati adımlarını · ٱلشَّيْطَـٰنِ ۚ ş-şeytani şeytanın · إِنَّهُۥ innehu çünkü o · لَكُمْ lekum sizin · عَدُوٌّۭ aduvvun düşmanınızdır · مُّبِينٌ mubinun apaçık • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • حلل (Hll) kökü: Çözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek… • طيب (Tyb) kökü: İyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal. • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • خطو (xTw) kökü: Adım atmak/yürümek veya adımlamak, üzerinden geçmek, bir şeyden uzaklaştırılmak veya itilmek, uzağa gitmek, geniş adım atmak • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 168. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).