Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 170. Ayet Meali

Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse?

Bakara 2:170 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır!
Bakara 2:170
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَـتَّبِـعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـٔاً وَلَا يَهْتَدُونَ • Ve iza kile lehumuttebiu ma enzelallahu kalu bel nettebiu ma elfeyna aleyhi abaena e ve lev kane abauhum la ya'kılune şey'en ve la yehtedun. • Meal: Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse? • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza zaman · قِيلَ kile dendiği · لَهُمُ lehumu onlara · ٱتَّبِعُوا۟ ttebiu uyun · مَآ ma şeye · أَنزَلَ enzele indirdiği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · قَالُوا۟ kalu derler · بَلْ bel hayır bilakis · نَتَّبِعُ nettebiu uyarız · مَآ ma şeye (yola) · أَلْفَيْنَا elfeyna biz bulduğumuz · عَلَيْهِ aleyhi üzerinde · ءَابَآءَنَآ ۗ aba'ena atalarımızı · أَوَلَوْ evelev -da mı? · كَانَ kane olsalar- · ءَابَآؤُهُمْ aba'uhum onların ataları · لَا la · يَعْقِلُونَ yea'kilune düşünmeyen · شَيْـًۭٔا şey'en bir şey · وَلَا ve la · يَهْتَدُونَ yehtedune ve doğru yolu bulamayan • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • لفو (lfw) kökü: bulmak/karşılaşmak • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عقل (Eql) kökü: Bağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 170. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).