Akıl Kuran (akilkuran.com)

Taha Suresi 108. Ayet Meali

O Gün, hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.

Taha 20:108 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O Gün, hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar.
Taha 20:108
يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْساً • Yevme izin yettebiuned daıye la ivece leh, ve haşeatil asvatu lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa. • Meal: O Gün,[1] hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin. • Dipnot 1: Hesap sorma zamanı, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün. • Kelime kelime: يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin o gün · يَتَّبِعُونَ yettebiune uyarlar · ٱلدَّاعِىَ d-daiye çağrıcıya · لَا la · عِوَجَ ivece hiç pürüzü olmayan · لَهُۥ ۖ lehu onun · وَخَشَعَتِ ve haşeati ve kısılır · ٱلْأَصْوَاتُ l-esvatu sesler · لِلرَّحْمَـٰنِ lirrahmani Rahman'ın huzurunda · فَلَا fela · تَسْمَعُ tesmeu işitemezsin · إِلَّا illa başka bir şey · هَمْسًۭا hemsen fısıltıdan • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • عوج (Ewj) kökü: Eğri, eğrilik, bükülmüş, düzensiz, çarpık, sarmak, huysuz olmak, sapmak, kenara çekilmek, samimiyetsizlik, zor • خشع (x$E) kökü: Alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar olmak, sessiz ve alçak olmak, gözleri veya sesi kısmak, batış yerinde batmak/neredeyse kaybolmak, tutulmak/uzaklaşmak, zayıflamak, solmak/kurumak, davranışta veya seste veya gözlerde… • صوت (Swt) kökü: Ses çıkarmak, bağırmak. Savt (çoğul: asvat) - ses, seda. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • همس (hms) kökü: Fısıldamak, belirsiz bir söz söylemek, hafifçe mırıldanmak • Taha suresi 135 ayettir; bu 108. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).