İman Eden biri olarak salihatı yapan kimse ise haksızlığa uğramaktan da hakkının yeneceğinden de korkmaz.
Taha 20:112وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْماً وَلَا هَضْماً • Ve men ya'mel mines salihati ve huve mu'minun fe la yehafu zulmen ve la hadma. • Meal: İman Eden biri olarak salihatı yapan kimse ise haksızlığa uğramaktan da hakkının yeneceğinden de korkmaz. • Kelime kelime: وَمَن vemen ve kim · يَعْمَلْ yea'mel yaparsa · مِنَ mine -den · ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi olan işler- · وَهُوَ vehuve ve o · مُؤْمِنٌۭ mu'minun inanırsa · فَلَا fela artık · يَخَافُ yehafu korkmaz · ظُلْمًۭا zulmen zulümden · وَلَا ve la ne de · هَضْمًۭا hedmen hakkının çiğnenmesinden • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • هضم (hDm) kökü: Kişinin hakkını vermemek, kırılmak, ezmek, haksızlık yapmak, birbirine düşmek, iftira atmak. • Taha suresi 135 ayettir; bu 112. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).