"Rabb'inden bize bir ayet getirse ya!" dediler. Onlara, önceki suhuflarda yer alan kanıt içeren açıklayıcı bilgiler ulaşmadı mı?
Taha 20:133وَقَالُوا لَوْلَا يَأْت۪ينَا بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ اَوَلَمْ تَأْتِهِمْ بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْاُو۫لٰى • Ve kalu lev la ye'tina bi ayetin min rabbih, e ve lem te'tihim beyyinetu ma fis suhufil ula. • Meal: "Rabb'inden bize bir ayet[1] getirse ya!" dediler. Onlara, önceki suhuflarda[2] yer alan kanıt içeren açıklayıcı bilgiler ulaşmadı mı? • Dipnot 1: Mucize. • Dipnot 2: Önceki Resullerle gönderilen kutsal metinlerde, sayfalarda. • Kelime kelime: وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki · لَوْلَا levla değil mi? · يَأْتِينَا ye'tina bize getirmeli · بِـَٔايَةٍۢ biayetin bir ayet (mu'cize) · مِّن min -den · رَّبِّهِۦٓ ۚ rabbihi Rabbin- · أَوَلَمْ evelem · تَأْتِهِم te'tihim onlara gelmedi mi? · بَيِّنَةُ beyyinetu kanıt · مَا ma · فِى fi bulunan · ٱلصُّحُفِ s-suhufi Kitap'larda · ٱلْأُولَىٰ l-ula önceki • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • صحف (SHf) kökü: Yazmak veya okumak, kazmak. Sahfatun (çoğulu sihaaf) - çukur, büyük tabak. Sahiifa - yeryüzü yüzeyi. Sahiifatun (çoğulu suhuf) - kitap yığını. • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • Taha suresi 135 ayettir; bu 133. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).