Akıl Kuran (akilkuran.com)

Taha Suresi 134. Ayet Meali

Ve eğer Biz, ondan önce bir azap ile onları yok etseydik, "Ey Rabb'imiz! Bize bir Resul gönderseydin de hor ve rezil olmadan önce Sen'in ayetlerine uysaydık ya!" diyeceklerdi.

Taha 20:134 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve eğer Biz, ondan önce bir azap ile onları yok etseydik, "Ey Rabb'imiz!
Taha 20:134
وَلَوْ اَنَّٓا اَهْلَكْنَاهُمْ بِعَذَابٍ مِنْ قَبْلِه۪ لَقَالُوا رَبَّنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولاً فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَذِلَّ وَنَخْزٰى • Ve lev enna ehleknahum bi azabin min kablihi le kalu rabbena lev la erselte ileyna resulen fe nettebia ayatike min kabli en nezille ve nahza. • Meal: Ve eğer Biz, ondan önce bir azap ile onları yok etseydik, "Ey Rabb'imiz! Bize bir Resul gönderseydin de hor ve rezil olmadan önce Sen'in ayetlerine uysaydık ya!" diyeceklerdi. • Kelime kelime: وَلَوْ velev şayet · أَنَّآ enna şüphesiz biz · أَهْلَكْنَـٰهُم ehleknahum onları helak etseydik · بِعَذَابٍۢ biazabin bir azab ile · مِّن min · قَبْلِهِۦ kablihi ondan önce · لَقَالُوا۟ lekalu elbette derlerdi · رَبَّنَا rabbena Rabbimiz · لَوْلَآ levla keşke · أَرْسَلْتَ erselte gönderseydin · إِلَيْنَا ileyna bize · رَسُولًۭا rasulen bir elçi · فَنَتَّبِعَ fenettebia uysaydık · ءَايَـٰتِكَ ayatike senin ayetlerine · مِن min · قَبْلِ kabli önce · أَن en · نَّذِلَّ nezille rezil olmadan · وَنَخْزَىٰ ve nehza ve alçak (olmadan) • هلك (hlk) kökü: Ölmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ذلل (pll) kökü: Alçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmak • خزي (xzy) kökü: Alçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan… • Taha suresi 135 ayettir; bu 134. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).