Akıl Kuran (akilkuran.com)

Taha Suresi 87. Ayet Meali

"Senin sözünden kendi isteğimizle çıkmadık. Fakat biz halkın ziynetlerinden yüklenmiştik. Sonra onları kaldırıp attık. Aynı şekilde Samiri de attı."

Taha 20:87 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Senin sözünden kendi isteğimizle çıkmadık.
Taha 20:87
قَالُوا مَٓا اَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلٰكِنَّا حُمِّلْـنَٓا اَوْزَاراً مِنْ ز۪ينَةِ الْقَوْمِ فَقَذَفْنَاهَا فَكَذٰلِكَ اَلْقَى السَّامِرِيُّۙ • Kalu ma ahlefna mev'ıdeke bi melkina ve lakinna hummilna evzaren min zinetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy. • Meal: "Senin sözünden kendi isteğimizle çıkmadık[1]. Fakat biz halkın ziynetlerinden[2] yüklenmiştik. Sonra onları kaldırıp attık.[3] Aynı şekilde Samiri de attı." • Dipnot 1: Mısırdan çıkarken halktan ziynet (süs ve kıymetli eşyaları) toplamıştık. • Dipnot 2: Onları ateşte eriterek buzağıya süs yaptık. • Dipnot 3: Samiri aklımızı çeldi. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler ki · مَآ ma · أَخْلَفْنَا ehlefna çıkmadık · مَوْعِدَكَ mev'ideke senin sözünden · بِمَلْكِنَا bimelkina kendi malımızla · وَلَـٰكِنَّا velakinna fakat · حُمِّلْنَآ hummilna bize yükletilmişti · أَوْزَارًۭا evzaran yükler (günahlar) · مِّن min -ndan · زِينَةِ zineti süs(eşyas)ı- · ٱلْقَوْمِ l-kavmi o milletin · فَقَذَفْنَـٰهَا fekazefnaha onları attık · فَكَذَٰلِكَ fe kezalike aynı şekilde · أَلْقَى elka attı · ٱلسَّامِرِىُّ s-samiriyyu Samiri de • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • وزر (wzr) kökü: Bir yükü taşımak, bir yükü üstlenmek, (bir suç) işlemek. • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • قذف (qpf) kökü: Fırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmak • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • سمر (smr) kökü: Gece sohbeti yapmak, gece uykusuz kalmak, gece eğlenmek, kahverengi olmak, esmer olmak, çivi çakmak • Taha suresi 135 ayettir; bu 87. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).