Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enbiya Suresi 109. Ayet Meali

Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!"

Enbiya 21:109 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum.
Enbiya 21:109
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ وَاِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ • Fe in tevellev fe kul azentukum ala seva', ve in edri e karibun em baidun ma tuadun. • Meal: Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!" • Kelime kelime: فَإِن fein eğer · تَوَلَّوْا۟ tevellev yüz çevirirlerse · فَقُلْ fekul de ki · ءَاذَنتُكُمْ azentukum ben size açıkladım · عَلَىٰ ala · سَوَآءٍۢ ۖ seva'in eşit biçimde · وَإِنْ ve in artık · أَدْرِىٓ edri bilmem · أَقَرِيبٌ ekaribun yakın mı (olduğunu) · أَم em yoksa · بَعِيدٌۭ beiydun uzak (mı olduğunu) · مَّا ma şeyin · تُوعَدُونَ tuadune tehdid edildiğiniz • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • دري (dry) kökü: Beceri ile bilmek, öğrenmek. • قرب (qrb) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 109. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).