"O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
Enbiya 21:110اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ • İnnehu ya'lemul cehre minel kavli ve ya'lemu ma tektumun. • Meal: "O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir." • Kelime kelime: إِنَّهُۥ innehu şüphesiz O · يَعْلَمُ yea'lemu bilir · ٱلْجَهْرَ l-cehra açığını · مِنَ mine · ٱلْقَوْلِ l-kavli sözün · وَيَعْلَمُ ve yea'lemu ve bilir · مَا ma ne · تَكْتُمُونَ tektumune gizliyorsanız • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • جهر (jhr) kökü: Belirgin olmak/açık olmak/görünür olmak/halka açık olmak/yüksek sesli olmak/keşfedilmek, büyük/hacimli olmak, hoşa giden/iyi görünümlü olmak, neredeyse/tamamen temizlemek, üstün gelmeye/geçmeye çalışmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كتم (ktm) kökü: Saklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 110. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).