"Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet getirsin." dediler.
Enbiya 21:5بَلْ قَالُٓوا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ بَلِ افْتَرٰيهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌۚ فَلْيَأْتِنَا بِاٰيَةٍ كَمَٓا اُرْسِلَ الْاَوَّلُونَ • Bel kalu adgasu ahlamin belifterahu bel huve şaır, fel ye'tina bi ayetin kema ursilel evvelun. • Meal: "Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet[1] getirsin." dediler. • Dipnot 1: Kanıt, mucize. • Kelime kelime: بَلْ bel hayır · قَالُوٓا۟ kalu dediler · أَضْغَـٰثُ edgasu (bu) karmakarışık · أَحْلَـٰمٍۭ ehlamin hayallerdir · بَلِ beli hayır · ٱفْتَرَىٰهُ fterahu onu uydurmuş · بَلْ bel hayır · هُوَ huve o · شَاعِرٌۭ şairun şa'irdir · فَلْيَأْتِنَا felye'tina bize getirse ya · بِـَٔايَةٍۢ biayetin bir mu'cize · كَمَآ kema gibi · أُرْسِلَ ursile gönderildikleri · ٱلْأَوَّلُونَ l-evvelune öncekilerin • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ضغث (Dgv) kökü: Toplanmış, kafası karışık veya şaşkın. Temizlenmeden yıkanmış. Hissedilmiş (belirli bir amaç için). Komplikasyonlar. • حلم (Hlm) kökü: Rüya görmek, bir vizyona sahip olmak. Ergenliğe ulaşmak. Seminal sıvı salınımı yaşamak (uyanıkken veya uykuda), uykuda cinsel ilişki rüyası görmek. Anlayışlı veya merhametli olmak, kusurları affetmek ve gizlemek… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • شعر ($Er) kökü: bilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi söz • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).