Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan varlıklar yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.
Enbiya 21:8وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَداً لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِد۪ينَ • Ve ma cealnahum ceseden la ye'kulunet taame ve ma kanu halidin. • Meal: Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan varlıklar yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · جَعَلْنَـٰهُمْ cealnahum biz onları yapmadık · جَسَدًۭا ceseden ceset(ler) · لَّا la · يَأْكُلُونَ ye'kulune yemeyen · ٱلطَّعَامَ t-taaame yemek · وَمَا ve ma ve · كَانُوا۟ kanu değillerdi · خَـٰلِدِينَ halidine ölümsüz • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • جسد (jsd) kökü: Vücuda yapışmak veya pıhtılaşmak, O (kan) yapıştı veya yapışıktı, O (kan) kurudu, O (giysi) vücuda yapışacak şekilde yapıldı. • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • طعم (TEm) kökü: Yemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).