Fakat kim iman etmiş olarak salihat yaparsa, onun çabası için kafirlik yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız.
Enbiya 21:94فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِه۪ۚ وَاِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ • Fe men ya'mel mines salihati ve huve mu'minun fe la kufrane li sa'yih, ve inna lehu katibun. • Meal: Fakat kim iman etmiş olarak salihat[1] yaparsa, onun çabası için kafirlik[2] yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız. • Dipnot 1: Çabaları mutlaka dikkate alınır, görülür ve ona göre karşılık verilir. • Dipnot 2: "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir. • Kelime kelime: فَمَن femen kim · يَعْمَلْ yea'mel yaparsa · مِنَ mine -den · ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler- · وَهُوَ vehuve ve o · مُؤْمِنٌۭ mu'minun inanmış olarak · فَلَا fela asla · كُفْرَانَ kufrane nankörlük edilmez · لِسَعْيِهِۦ lisea'yihi onun çabasına · وَإِنَّا ve inna şüphesiz biz · لَهُۥ lehu onu (çalışmasını) · كَـٰتِبُونَ katibune yazmaktayız • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • سعي (sEy) kökü: Çalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmek • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 94. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).