Bir zamanlar İbrahim'e evin yerini göstererek; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi tavaf edenler, kaim olanlar, ruku edenler, secde edenler için arındır." demiştik.
Hac 22:26وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ • Ve iz bevve'na li ibrahime mekanel beyti en la tuşrik bi şey'en ve tahhir beytiye lit taifine vel kaimine ver rukkais sucud. • Meal: Bir zamanlar İbrahim'e evin[1] yerini göstererek; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi tavaf edenler, kaim olanlar,[2] ruku[3] edenler, secde edenler[4] için arındır.[5]" demiştik. • Dipnot 1: Bkz. 22:18. ayetin 1. dipnotu. • Dipnot 2: "Tahhir" kelimesine "temizle, temiz tut" anlamının verilmesi doğru değildir. Tahhir; fiziki değil, değersel /manevi bir temizliği ifade eder. Tıpkı bir kimseye, "Temiz İnsan" dendiğinde; bedensel bir temizlikten değil, ahlaki bir temizlikten söz etmiş olmak gibi. Bir kimseye; temiz İnsan dendiğinde, dürüst İnsan, güvenilir İnsan vs. denmek istenmektedir. Evin/Beytin temiz tutulması da bu anlamdadır. Silinip süpürülmesi anlamında değil, her türlü şirkten, çıkarcılıktan, kötülükten ve yanlış şeylerden arındırmaktır. • Dipnot 3: Şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir. • Dipnot 4: Hakkını vermek, canlı ve diri tutmak, ayakta tutmak. • Dipnot 5: Kabe. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz bir zamanlar · بَوَّأْنَا bevve'na kondurmuştuk · لِإِبْرَٰهِيمَ liibrahime İbrahim'i · مَكَانَ mekane yerine · ٱلْبَيْتِ l-beyti Beyt(Ka'be'n)in · أَن en diye · لَّا la · تُشْرِكْ tuşrik ortak koşma · بِى bi bana · شَيْـًۭٔا şey'en hiçbir şeyi · وَطَهِّرْ ve tahhir ve temizle · بَيْتِىَ beytiye evimi · لِلطَّآئِفِينَ littaifine tavaf edenler için · وَٱلْقَآئِمِينَ velkaimine ve ayakta duranlar için · وَٱلرُّكَّعِ ve rrukkei ve rüku' edenler için · ٱلسُّجُودِ s-sucudi secde edenler için • بوا (bwA) kökü: Geri döndü, geri geldi/gitti, üzerine aldı/taşıdı, yüklendi/yük altına girdi, bunun ikamet yeri oldu, sorumlu/hesap verebilir/mesul oldu, eşit/benzer, denk/eş, dinlendi/kaldı, onu bir konuta yerleştirdi, mubawwa: bir… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • طهر (Thr) kökü: Temiz/saf olmak veya olmaya başlamak, kirden arınmak, uzak/mesafeli hale getirmek, temizlemek/yıkamak/arındırmak, sakınmak, kendini uzaklaştırmak, temizlemek/arındırmak, abdest almak. • طوف (Twf) kökü: Gitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatma • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ركع (rkE) kökü: Eğilmiş, bükülmüş, eğmek, alçakgönüllülük, kendini alçaltmak, başını eğmek, yüzüstü düştü, sendeledi • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • Hac suresi 78 ayettir; bu 26. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).