Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hac Suresi 41. Ayet Meali

Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar, ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.

Hac 22:41 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar, ma'ruf olanı yapar, münkerde…
Hac 22:41
اَلَّذ۪ينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَلِلّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ • Ellezine in mekkennahum fil ardı ekamus salate ve atevuz zekate ve emeru bil ma'rufi ve nehev anil munker, ve lillahi akıbetul umur. • Meal: Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler[1], zekatı yaparlar[1], ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.[2] Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir. • Dipnot 1: "Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker," terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir." Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir. • Dipnot 2: Bkz. 21:23. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine · إِن in eğer · مَّكَّنَّـٰهُمْ mekkennahum onları iktidara getirirsek · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yer yüzünde · أَقَامُوا۟ ekamu ayağa kaldırırlar · ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı · وَءَاتَوُا۟ ve atevu ve verirler · ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı · وَأَمَرُوا۟ ve emeru ve emrederler · بِٱلْمَعْرُوفِ bil-mea'rufi iyiliği · وَنَهَوْا۟ ve nehev ve vazgeçirmeğe çalışırlar · عَنِ ani -ten · ٱلْمُنكَرِ ۗ l-munkeri kötülük- · وَلِلَّهِ velillahi ve Allah'a aittir · عَـٰقِبَةُ aakibetu sonu · ٱلْأُمُورِ l-umuri bütün işlerin • مكن (mkn) kökü: Birine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmek • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • نهي (nhy) kökü: Engellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak • نكر (nkr) kökü: Hoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamak • عقب (Eqb) kökü: Başarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek… • Hac suresi 78 ayettir; bu 41. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).