Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hac Suresi 40. Ayet Meali

Onlar, sadece "Rabb'imiz Allah'tır." dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, İnsanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı, içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı sevamiu, biyeun, selavat, mescitler mutlaka yıkılırdı. Allah, kendisine yardım edene mutlaka yardım eder. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.

Hac 22:40 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar, sadece "Rabb'imiz Allah'tır." dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar.
Hac 22:40
اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِــعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يراًۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ • Ellezine uhricu min diyarihim bi gayri hakkın illa en yekulu rabbunallah, ve lev la def'ullahin nase ba'dahum bi ba'dın lehuddimet savamıu ve biyaun ve salavatun ve mesacidu yuzkeru fihesmullahi kesira, ve le yansurennallahu men yansuruh, innallahe le kaviyyun aziz. • Meal: Onlar, sadece "Rabb'imiz Allah'tır." dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, İnsanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı, içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı sevamiu,[1] biyeun,[2] selavat,[3] mescitler mutlaka yıkılırdı. Allah, kendisine yardım edene[4] mutlaka yardım eder. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır. • Dipnot 1: Vahye içtenlikle uymayı esas alarak, Kendisine yönelene. Gösterdiği yoldan gidene. • Dipnot 2: Havralar. • Dipnot 3: Kiliseler. • Dipnot 4: Manastırlar. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine onlar · أُخْرِجُوا۟ uhricu çıkarıldılar · مِن min -ndan · دِيَـٰرِهِم diyarihim yurtları- · بِغَيْرِ bigayri etmedikleri halde · حَقٍّ hakkin hak · إِلَّآ illa sadece · أَن en diye · يَقُولُوا۟ yekulu diyorlar · رَبُّنَا rabbuna Rabbimiz · ٱللَّهُ ۗ llahu Allah'tır · وَلَوْلَا velevla eğer olmasaydı · دَفْعُ def'u savunması · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · ٱلنَّاسَ n-nase insanların · بَعْضَهُم bea'dehum bazılarını · بِبَعْضٍۢ bibea'din diğer bazılarıyle · لَّهُدِّمَتْ lehuddimet yıkılırdı · صَوَٰمِعُ savamiu manastırlar · وَبِيَعٌۭ ve biyeun ve kiliseler · وَصَلَوَٰتٌۭ ve salevatun ve salatlar · وَمَسَـٰجِدُ ve mesacidu ve mescidler · يُذْكَرُ yuzkeru anılan · فِيهَا fiha içlerinde · ٱسْمُ ismu ismi · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · كَثِيرًۭا ۗ kesiran çokca · وَلَيَنصُرَنَّ veleyensuranne ve elbette yardım eder · ٱللَّهُ llahu Allah · مَن men kimseye · يَنصُرُهُۥٓ ۗ yensuruhu kendine yardım eden · إِنَّ inne kuşkusuz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَقَوِىٌّ lekaviyyun kuvvetlidir · عَزِيزٌ azizun galibdir • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • دور (dwr) kökü: Dönmek, devretmek, dolaşmak • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • دفع (dfE) kökü: İtmek, ödemek, geri püskürtmek, uzaklaştırmak, önlemek, savunmak, atmak, çürütmek, sakinleştirmek, savunma yapmak, teslim etmek, çarpmak (sel gibi), mücadele etmek, engellemek. • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • هدم (hdm) kökü: Devirmek, kırmak, yıkmak, bastırmak, parçalara ayrılmak. • صمع (SmE) kökü: İkna ederek birini alıkoymak, sopa ile vurmak. Sam'atun - duvardaki girinti. Sauma'a - manastır, rahip hücresi, manastır avlusu. • بيع (byE) kökü: Satmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamak • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • قوي (qwy) kökü: Güçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin… • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • Hac suresi 78 ayettir; bu 40. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).