Akıl Kuran (akilkuran.com)

Müminun Suresi 110. Ayet Meali

"Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz."

Müminun 23:110 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz.
Müminun 23:110
فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِياًّ حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْر۪ي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ • Fettehaztumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikri ve kuntum minhum tadhakun. • Meal: "Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz." • Kelime kelime: فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ fettehaztumuhum siz onları aldınız · سِخْرِيًّا sihriyyen alaya · حَتَّىٰٓ hatta nihayet · أَنسَوْكُمْ ensevkum size unutturdular · ذِكْرِى zikri beni anmayı · وَكُنتُم ve kuntum ve siz · مِّنْهُمْ minhum onlara · تَضْحَكُونَ tedhakune daima gülüyordunuz • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • سخر (sxr) kökü: Alay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmek • نسي (nsy) kökü: Terk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ضحك (DHk) kökü: Merak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmek • Müminun suresi 118 ayettir; bu 110. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).