Sonra nutfeyi bir alaka olarak yarattık. Alakayı da mudğa olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.
Müminun 23:14ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًۗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ • Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızamen fe kesevnel izame lahmen summe enşe'nahu halkan ahar, fe tebarekallahu ahsenul halikin. • Meal: Sonra nutfeyi[1] bir alaka[2] olarak yarattık. Alakayı da mudğa[3] olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir. • Dipnot 1: Cenin. • Dipnot 2: Spermi. • Dipnot 3: Rahim duvarına asılı. • Kelime kelime: ثُمَّ summe sonra · خَلَقْنَا halekna çevirdik · ٱلنُّطْفَةَ n-nutfete nutfeyi · عَلَقَةًۭ alekaten alaka(embriyo)ya · فَخَلَقْنَا fehalekna sonra çevirdik · ٱلْعَلَقَةَ l-alekate alaka(embriyo)yı · مُضْغَةًۭ mudgaten bir çiğnemlik ete · فَخَلَقْنَا fehalekna sonre çevirdik · ٱلْمُضْغَةَ l-mudgate bir çiğnemlik eti · عِظَـٰمًۭا izamen kemiklere · فَكَسَوْنَا fekesevna sonre giydirdik · ٱلْعِظَـٰمَ l-izame kemiklere · لَحْمًۭا lehmen et · ثُمَّ summe sonra · أَنشَأْنَـٰهُ enşe'nahu onu yaptık · خَلْقًا halkan bir yaratık · ءَاخَرَ ۚ ahara bambaşka · فَتَبَارَكَ fetebarake ne yücedir · ٱللَّهُ llahu Allah · أَحْسَنُ ehsenu en güzeli · ٱلْخَـٰلِقِينَ l-halikine yaratanların • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • نطف (nTf) kökü: Yavaşça akmak, dışarı çıkarmak, sızmak, salgılamak, damlamak, dökmek, damla damla akmak • علق (Elq) kökü: Bağlanmak, yapışmak, sevmek, sülük gibi yapışmak, bir bağı olmak, tutunmak, sıkıca tutmak, ait olmak, yakalamak, ilgilendirmek, sevgiyle bağlanmak, asmak, bir şeyi bağlamak, yarılmak, kan pıhtısı, üreme hücresi… • مضغ (mDg) kökü: Et parçası veya lokması, et lokması; bir kişinin kalbi ve dili; cenin et parçası haline geldiğinde. • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • كسو (ksw) kökü: Giydirmek, giyinmek, giysi, fakir adam, basit dikdörtgen kumaş parçası, örtü veya sarmalayıcı giysi. • لحم (lHm) kökü: Et/et yedirmek, deri/post/kumaş • نشا (n$A) kökü: Yaşamak, ortaya çıkmak, yükselmek/yüksek olmak, büyümek, yaratmak/üretmek/kaynaklanmak, oldu/meydana geldi, yükseltmek, kurmak/inşa etmek, başladı, özellikle 73:6'yı tartışmak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • برك (brk) kökü: Çökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmak • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • Müminun suresi 118 ayettir; bu 14. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).